Önce Adıyamanlıları İçeri Alın

İsmail Erdil

20-08-2026 09:04

 

Süleyman Demirel Başbakan iken kendisi ve onu ziyarete giden iller ile ilgili meşhur bir hikaye var, az çok hepinizin kulağına gelmiştir. Sekreter Demirel'e diyor ki: "Efendim, Malatyalılar, Adıyamanlılar, Maraşlılar sizi ziyarete gelmişler." Demirel de "Önce Adıyamanlıları içeri al." diyor. "Onlar en fazla tayin, nakil isterler. Onların işi kolaydır." demiş. Bu olayı belki defalarca duymuşuzdur, her duyduğumuzda da güler geçeriz. Fakat benim için çok acı bir hikaye, içimi acıtan bir hikaye. Bir Başbakanın Adıyamanlıları böyle tanımlaması, açık söyleyeyim, kanıma dokundu.‎
‎​Şimdi hem kendime soruyorum hem size soruyorum: Biz niye böyleyiz? Bakın, Demirel'den sonra nice başbakanlar, hükümetler değişti; insanlar geldi geçti, devir değişti kardeşim, devir. Peki biz neredeyiz? Biz hâlâ Demirel'in dediği yerdeyiz. Bir adım ne öne gittik ne de geride kaldık. Öylece tayin işine takılıp kaldık.‎
‎​Bir Malatya'ya bakıyorum, Urfa'ya bakıyorum, Antep'e, Diyarbakır'a bakıyorum; bakmışken Maraş'a da bakayım. Ne görüyorum ya da ne görüyorsunuz? Sanayisini tamamlamış, ulaşım sıkıntısı olmayan, işsizlik sorununu hemen hemen en asgariye indirgemiş, ferah ve zengin iller etrafımızı sarmış. Biz Adıyaman ortada, Adıyaman olarak kalmışız. Bir arpa boyu yol ilerleyememişiz. Niye ilerleyememişiz? Çünkü Maraşlısı, Anteplisi gitmiş; yol istemiş, köprü istemiş, fabrika istemiş. Bizim gibi  Oğlumuzu kızımızı memur etmenin ve bunların tayininin peşine takılıp kalmamış. Ortada bir gerçek var: Bir deprem yaşadık ve bu depremin en büyük tokadını biz yedik Adıyamanlılar olarak. Bu, otomatik olarak bizi bir yirmi sene geriye götürdü zaten. Ama emin olun, deprem olmasaydı da biz yine aynı şekilde devam edecektik.‎
‎​Saygıdeğer hemşehrilerim, Ankara'ya gidip bir milletvekili ile fotoğraf çekip bunu sosyal medyada paylaşmayı marifet saymayalım. Şahsi çıkarlarımız ve beklentilerimiz doğrultusunda hareket edersek ayağımıza prangayı kendi ellerimizle vurmuş oluruz.‎
‎​Bu işin ahlaki boyutu da çok acı zaten. A partisine Adıyaman'ın %60'ı oy vermiş. Ee, sen gidip milletvekiline "Beni şuraya versinler, beni buraya versinler." dersen diğer oy verenin hakkına girmiş olmuyor musun? Senin neyin fazla diğer Adıyamanlıdan?‎
‎​Bakın; valimiz var, milletvekillerimiz var, belediye başkanımız var. Bunların kapılarını şehrimiz için çalalım. Şehrimizin tarımı, sanayisi yeterince iyi olursa zaten o çocuklarımız memur olmaya heves etmeyecekler; kendi şehrinde çalışacaklar, kendi işlerini kuracaklar, kendi projelerini geliştirecekler. Adıyaman'ın potansiyeli az değil zaten, bunu herkes söylüyor. Yeter ki biz bu potansiyeli en verimli şekilde kullanmanın, kullandırmanın derdine düşelim.‎
‎​“Bir tanıdık bulursak olur.”
‎“Birini araya koyarsak hallolur.”
‎“Filancayı tanıyor musun?”‎
‎​Bu kelimeleri lügatımızdan çıkarıyoruz inşallah. Bundan sonra siyasetçiden isteyeceğiz, hem de en iyi şekilde, en etkili şekilde isteyeceğiz. Niçin? Şehrimiz için. Kendimiz için değil. ‎
‎​Belki bu yazı bazılarınıza göre çok sert oldu, belki bazı dostlarım gücenecek, "Niye bu memleketi bu kadar yeriyorsun?" diyecekler. Benimki yermek değil aslında, canım yanıyor. Bu durumdan kurtulmak için bunları yazıyorum, biraz yol alalım diye bunları yazdım. Ben Adıyaman'ı seviyorum. Benim görüşüme göre de sevmek, olduğu gibi kabullenmek demek değildir. Uyanalım istiyorum, uyanın artık, uyandırın artık. ‎

ismailerdil02@gmail.com

 
DİĞER YAZILARI Yövmiye Peşinde Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Eski Adıyaman’ı Geri İstiyoruz 01-01-1970 03:00 Nefes Alamayan Şehir Adıyaman 01-01-1970 03:00 Hepimiz Enkazın Altında Kaldık 01-01-1970 03:00 İsmail’imizden Vazgeçebilecek Miyiz 01-01-1970 03:00 Sayın Valim Hoş Geldiniz ‎(Sayın Abdullah Küçük'e) 01-01-1970 03:00 Rakamların Gölgesinde Bayrama 01-01-1970 03:00 Ahlak Enflasyonu Tavan Yaptı 01-01-1970 03:00 Gazze İçin Susarsam Dilsiz Şeytanım 01-01-1970 03:00 Berzah’a Giderken 01-01-1970 03:00 Bu Tesettür Ne Tesettürü 28 Şubat’tan Vitrine 01-01-1970 03:00 Erzak Tamam Da Ya Gerisi 01-01-1970 03:00 İran'dan Sonra Sıra Bizdeymiş 01-01-1970 03:00 Ramazan Geldi Ramazan 01-01-1970 03:00 Erdoğan’ın Temiz Kağıdı 01-01-1970 03:00 14 Şubat Bir Varmış Bir Yokmuş 01-01-1970 03:00 En Soğuk Şubat 01-01-1970 03:00 Camide Kardeşlik Sofrası 01-01-1970 03:00 Vicdanınızın Fiyatı Ne Kadar 01-01-1970 03:00 Üç Aylarla Başbaşa 01-01-1970 03:00 Kovboyculuk Oynamaya Devam 01-01-1970 03:00 Yılbaşı Bizim Kültürümüz Değil 01-01-1970 03:00 Taziye Yemekleri Kabak Tadı Vermeye Başladı 01-01-1970 03:00 Bu Ne Biçim Terazi Trump 01-01-1970 03:00 Murat Süzen Çağrısı 01-01-1970 03:00 Sumud ve Dr. Hüseyin Durmaz'ın Yolu 01-01-1970 03:00