Adıyaman Haber
HV
12 ARALIK Cuma 10:25

DUVAR

Av. Hasan Akgün
Av. Hasan Akgün
Giriş Tarihi : 09-07-2025 08:42

 

Farsça kökenli bir sözcük olan 'divar', dilimizde hem gerçek hem de mecaz anlamlarıyla kullanılan bir kelimedir. Gerçek anlamıyla; bir yapıyı dışa karşı koruma sağlayan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla, sunta, ağaç veya alçı panelvan gibi malzemelerden yapılan inşaat unsurudur. Mecaz anlamda ise sonuç alınamayan ya da hoş olmayan bazı durumları ifade etmek üzere çeşitli deyim ve tabirlerde yer bulur.

 

Gündelik hayatta “duvar” üzerine nice mecaz kurulmuştur. Mesela; aşırı alkol alan birinin kendini kontrol edemediği, sınırlarını yıktığı anlatmak için “alkol duvarını aştığı” söylenir. Fiziksel görünüşü güçlü olan birinin heybetini, dayanıklılığını tasvir için “duvar gibi adam” denir. Spor dilinde ise duvar, direnci ve kararlılığı temsil eder. Rakip takımın atağını kesen savunma oyuncuları için "etten duvar örmek" deyimi boşuna kullanılmaz. Örneğin; futbolda kale önüne kurulan baraj, rakibe gol fırsatı vermemek için gösterilen savunma direnci; voleybolda ise smaçörlerin sayı yapmasını engellemek amacıyla rakip oyuncuların havada blok yaparak yükselmesi, spor alanında 'duvar' kavramına örnek olarak gösterilebilir.

 

Bir diğer önemli mecaz anlamı ise; sistemin katı yapısı ve görünmez engelleriyle yüzleşen bireylerin yaşadıkları zorlukları anlatmasıdır. Siyasette milletvekili olmak isteyen bir kişinin karşılaştığı engeller ya da bürokraside terfi etmeye çalışan çalışkan, idealist ve dürüst bir memurun önüne çıkarılan yapay duvar ve setler; toplumda genellikle 'duvara çarpmak' ya da 'önüne duvar örülmek' ifadeleriyle tasvir edilir.

 

Bir binanın yalnızca kaba inşaattan ibaret, duvarsız, sıvasız, üzerinde hiçbir ince işçiliğin yapılmadığını düşünün; bu, hem çirkin hem kaba ve hem de nahoş bir görüntü oluşturur. Bazı durumlarda 'duvar' son derece gerekli ve vazgeçilmezken, kimi zaman da istenmeyen bir engel olarak karşımıza çıkar. Ancak benim dikkatimi çeken en ilginç yön ise, bazı insanların bir duvara bakarak dinlenme ve huzur bulma ihtiyacı hissetmeleridir. Bu ihtiyaç, bazen bir kaçışın, bazen bir korunmanın, bazen de varoluşsal bir sorgulamanın zeminidir. İnsan için duvar, bir mesafe, bir sınır koymak için anlam bulurken bazen bir sığınağa dönüşür. Ve belki de bu yüzden, duvara bakmak bazen dünyaya bakmaktan daha anlamlı gelebiliyor.

 

Duvar, duygusal bir düzlemi, yalnızlığın ve içe kapanışın ifadesi olarak da kullanılır. “Ağlama duvarına dönmek” tabiri, herkesin gelip içini döktüğü, derdini anlattığı ve sırlarını paylaştığı; acılara ve sıkıntılara sessizce tanıklık eden kişiler için kullanılır. Psikologların da ilgi alanına girmesi gerektiğini düşündüğüm bu sosyolojik durum, kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir. Psikolojik olarak kimi insanlar, sessizce bir duvara bakarak derin düşüncelere dalar, huzur bulur, kimileri ise duvarı izlerken derin düşüncelere dalar. Bu, kimi zaman bir içsel yolculuk, kimi zaman da yalnızlığın ta kendisidir. Bazıları için bu anlar, zihinsel bir dinginliğe ulaşmanın yolu olurken; bazıları da “fukara sümüğü gibi duvara yapışmak” misali kendini hayatın duvarlarına yenik düşmüş hisseder. Sözün özü, 'duvar' deyip geçmeyin; onun anlamı sandığınızdan çok daha derindir.

 

Birlikte hatırlayalım; pandemiyle birlikte başlayan süreçte, insanların toplumdan uzaklaşması ve bir araya gelmekten çekinmesi, günümüzde farklı arayışları da beraberinde getirdi. Bu dönemde binlerce kişi duvara bakmak gibi alışılmadık ve bireysel bir sığınma biçimini, mahremiyetin, sessizliğin ve huzurun mekânı olan evde yani “dört duvar arasında kalmanın”, “ev hapsinin” ne demek olduğunu tecrübe etti.

 

Duvarın bir yüzü bize dönükse, diğer yüzü daima başkalarına dönüktür. Her kim, bu duvarı örerken insanlarla aralarında geçen yolları nasıl kapattıklarını çoğu zaman fark edemez. Ama ne zaman ki dönüp duvara bakar; işte o zaman anlar kimden koptuklarını, neyi yitirdiklerini ve ses vermeleri gerekirken kimlere sessizleştiklerini.Sözün özü: “Duvar” deyip geçmeyin. Duvar, bazen içimize ördüğümüz korkuların, bazen toplumun önümüze diktiği engellerin adıdır. Duvar, kimi zaman korusa, kimi zaman hapsetse, kimi zaman gücün sembolü olsa, kimi zaman yalnızlığın adı olsa da aslında herkesin içinde sakladığı kocaman, aşılması zor bir duvarı vardır. Kimi bu duvarı tırmanır aşar, kimi yıkar geçer, kimi de sadece bakar...Evet, duvar çok şeydir.

hasanakgun_1907@hotmail.com

YORUMLAR
Selami Boybey 2 ay önce
Güzel yorum
Harun Yıldız 2 ay önce
Sayın saygı değer Avukatım, çok güzel yorumlamış siniz.Agziniza sağlık Bütün insanlığın aralarındaki engel teşkil eden duvarların kalkması dileğiyle saygılar
Mehmet Demirci 5 ay önce
Değerli Hemşehrim kalemine yüreğine sağlık, çok güzel çok yönlü bir yorum olmuş.
Cevdet Akgün 5 ay önce
Dilinize sağlık abim
Hasan akgün 5 ay önce
Teşekkür ediyorum hepinize.
Mustafa Işıldak 5 ay önce
Güzel bir makale. Yüreğinize sağlık Hasan bey...
Bahattin Demir 5 ay önce
Gerçekten de bu günkü ruh halimizi çok iyi anlatmış üstat, toplum olarak duvara bakıp duruyoruz. Yüreğine sağlık üstat,,