Adıyaman Haber
HV
27 AĞUSTOS Perşembe 01:32

Kara Lastik, Kara Talih: Adıyaman’ın Değişmesi Gereken Hikayesi

Prof. Dr. Fevzi Rençber
Prof. Dr. Fevzi Rençber
Giriş Tarihi : 27-08-2026 00:24

 

Bazı eşyalar vardır; yalnızca bir eşya değildir. Bir dönemi, bir hayatı, bir acıyı ve koca bir toplumun hafızasını taşır. Adıyaman için “kara lastik” de böyledir.

Bugün Zonguldak’ta ekmeğinin peşinden giden mevsimlik işçilere yönelik taşlı saldırıyı konuşuyoruz. Elbette konuşmalıyız. Çünkü ekmek için yollara düşen insanlara taş atmak, yalnızca insana değil, emeğe, alın terine ve insanlık onuruna atılmış bir taştır. O insanların kimseyle kavgası yoktur. Onların tek derdi evlerine ekmek götürebilmektir.

Fakat bu olay bize başka bir gerçeği de yeniden hatırlattı: Adıyaman’da mevsimlik işçilik hâlâ binlerce insanın hayatının bir parçası.

 Çünkü insanlarımız meseleyi yalnızca bugünün bir tartışması olarak ele almıyor; kendi çocukluk yıllarından yola çıkarak Adıyaman’ın yıllardır taşıdığı ekonomik ve sosyal yükü ortaya koyuyor.

Kendisi de çocuk yaşta kayısı, fındık, patates ve pamuk tarlalarında çalışmış. Yani anlattığı hikâye uzaktan izlenen bir hikâye değil. İçinden geçilmiş, yaşanmış bir hikâye.

Ve o hikâyenin adı aslında “kara lastik”.

Kara lastik sadece ayakkabı değildir.

Bir dönem Adıyaman’da kara lastik, yoksul sofralara giden yolun en önemli parçalarından biriydi.

Sabahın erken saatlerinde ayağa geçirilen, tarlaların tozunu toprağını taşıyan, yaz sıcağında ayakları korumaya çalışan kara lastikler…

O lastikler, çocukların okul sıralarında değil, tarlalarda büyüdüğü yılları hatırlatıyor.

Babaların aylarca gurbet yollarında olduğu, annelerin çocuklarını geride bırakmak zorunda kaldığı, ailelerin birkaç aylık kazanç uğruna şehir şehir dolaştığı bir hayatı anlatıyor.

Bu nedenle kara lastiğe sadece bir ayakkabı gözüyle bakamayız.

O, Adıyaman’ın yoksullukla mücadelesinin sessiz tanığıdır.

Ancak bugün artık sormamız gereken soru şu:

Biz çocuklarımızın geleceğini hâlâ kara lastiklerle mi anlatacağız?

Bence hayır.

Çünkü değiştirmemiz gereken kara lastik değil, kara talih.

Adıyaman’ın kaderi yoksulluk olamaz.

Adıyaman çalışkan insanların şehridir.

Toprağı bereketlidir. İnsanının emeği güçlüdür. Üretmeyi bilir, alın terinin değerini bilir, yoklukta birbirine omuz vermeyi bilir.

Ama bütün bunlara rağmen hâlâ bir baba, birkaç aylık ekmek parası için yüzlerce kilometre uzağa gitmek zorunda kalıyorsa burada yalnızca bireysel bir geçim sıkıntısından söz edemeyiz.

Burada sistemsel bir sorun vardır.

Bir genç, “Bu şehirde benim geleceğim yok.” diyerek başka şehirlere gitmek zorunda kalıyorsa…

Bir çiftçi ürettiğinin karşılığını alamıyorsa…

Bir esnaf kepengini açarken günün sonunda ne kazanacağını düşünmek yerine ayakta kalıp kalamayacağını hesaplıyorsa…

Bir anne, çocuklarını geride bırakıp mevsimlik işçiliğe gitmek zorunda kalıyorsa…

O zaman hep birlikte dönüp şu soruyu sormalıyız:

Adıyaman’ın insanı neden kendi memleketinde emeğinin karşılığını kazanamıyor?

Deprem yarayı büyüttü.

6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçti.

Şehir yeniden kuruluyor, binalar yükseliyor, yollar yapılıyor, hayat yavaş yavaş normale dönmeye çalışıyor.

Ama bir şehrin yeniden ayağa kalkması yalnızca binaların yükselmesiyle mümkün değildir.

İnsanların geleceğe güvenle bakması gerekir.

Çocuğunun eğitimini düşünen bir annenin, “Yarın ne olacak?” kaygısı taşımaması gerekir.

Gençlerin başka şehirlere gitmek zorunda kalmadan kendi memleketlerinde iş bulabilmesi gerekir.

Çiftçinin toprağından kazandığıyla geçinebilmesi, esnafın dükkânını güven içinde işletebilmesi gerekir.

Çünkü şehirleri asıl ayağa kaldıran beton değil, insandır.

Adıyaman’ın bugün en çok ihtiyacı olan şey de budur: İnsanına güven veren, üretimi destekleyen, istihdam oluşturan ve gençlerine gelecek sunan güçlü bir ekonomik yapı.

Siyasetin görevi günü kurtarmak değil, kaderi değiştirmektir.

Mevsimlik işçilerin yaşadığı sorunları yalnızca haber olduğunda konuşmak yetmez.

Seçim dönemlerinde hatırlayıp seçim bittikten sonra unutmak hiç yetmez.

Siyasetin, yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının ve sivil toplumun görevi; bu insanların neden yıllardır aynı döngünün içinde kaldığını sorgulamak ve kalıcı çözümler üretmektir.

Adıyaman’ın çocukları neden tarlalarda çalışmak zorunda kalıyor?

Neden gençler iş bulmak için başka şehirlere gidiyor?

Neden üretici emeğinin karşılığını alamıyor?

Neden aileler birkaç aylık gelir için memleketinden uzaklaşmak zorunda kalıyor?

Bu sorulara gerçek cevaplar vermeden “kalkınmış bir Adıyaman” hayalinden söz etmek kolaycılık olur.

Artık başka bir hikâye yazmalıyız.

Ben Adıyaman’ın çocuklarının kara lastikle tarlalara değil, temiz ayakkabılarla okul yollarına gitmesini istiyorum.

Babaların gurbet yollarında değil, kendi memleketlerinde ekmek kazanmasını istiyorum.

Annelerin çocuklarından ayrılmak zorunda kalmadığı bir Adıyaman hayal ediyorum.

Gençlerin bavul hazırlarken “Burada gelecek yok.” demediği, aksine “Ben geleceğimi burada kuracağım.” dediği bir şehir istiyorum.

Çiftçinin ürettiğini değerinde sattığı, esnafın geleceğe güvenle baktığı, kadınların emeğinin karşılığını aldığı, gençlerin istihdam edildiği, üretimin ve refahın büyüdüğü bir Adıyaman istiyorum.

Çünkü mesele gerçekten yalnızca bir çift ayakkabı değildir.

Mesele, bir şehrin kaderidir.

Kara lastik geçmişimizin bir hatırası olarak kalsın.

Çocuklarımızın geleceği ise kara olmasın.

Adıyaman’ın çocukları artık mevsimlik işçi yollarında değil, okul yollarında yürüsün.

Babalar ekmek için gurbet kapılarını değil, memleketinin kapılarını çalsın.

Gençler Adıyaman’dan gitmek zorunda kalmasın; Adıyaman’da gelecek kursun.

Çünkü Adıyaman’ın kaderi yoksulluk değildir.

Değiştirmemiz gereken kara lastik değil, kara talihimizdir.

Ve artık bu talihi değiştirme zamanı gelmiştir.

fevzirencber@gmail.com

YORUMLAR
Marka Flower Çiçekçi