Adıyaman Haber
HV
16 TEMMUZ Perşembe 16:38

"Kaybedenler Kulübü"

Abdulkadir Özdemir
Abdulkadir Özdemir
Giriş Tarihi : 24-09-2025 09:06

 

Kırmızı halıda yürüyen Hollywood yıldızları gibiydi,  kendini tepeden tırnağa boy aynasından süzdü. Yüzünde bir tebessüm oluştu. Sadece kendisinin duyacağı şekilde dudakları arasında şu sözler döküldü: "Evet kızım! Yeni bir başlangıç,  yeni odan, yeni koltuğun." dedi. Çünkü kendisi artık başka biriydi.  Belli bir  yaştan sonra -ellisinden sonra- zorla açılan başarı merdivenlerini şimdi, elleri arkasında yürüyordu. İşi bazen abartıyor, elleri arkada bağlı yürürken gururu zirve yapıyordu. Her merdiven çıkışında ulaştığı başarıyı ve edindiği kariyer basamaklarını düşünüyor ve daha fazlasını istiyordu. Kendine göre "tevazu" abidesi bir kişilikti, ondan alçakgönüllüsü de yoktu hani. 
 "Yaş otuz beş yolun yarısı eder"  diyen şairin sözlerini geçeli onlarca yıl olmuştu. Aynanın karşısından ayrılıp koltuğuna oturdu. Başörtüsünü düzeltti, elbiselerinde kırışıklık var mı diye baktı ve dizüstü giydiği tuniğin altınaki beyaz pantolonun kirlenip kirlenmediğine baktı. Dış görünüş yönünden içi "tatmin" olduktan sonra oturduğu koltukta ayaklarının yere değmediğini gördü. Halbuki ayakları yere değsin diye bir karıştan yüksek topuklu ayakkabı da giymişti, oldu mu şimdi(!)?
Kendisini zamana ayak uydurmuş müslüman olarak görüyordu. Tabi ya bu zamanda duruşuyla, konuşmasıyla, her ortama ayak uydurup herkesle anlaşmasıyla ondan âlâ müslüman mı vardı? Modern, yenilikçi, en popülist şarkıları bilir, gitar bile çalabilirdi, daha ne olsundu(!)
Çalıştığı yerde kendisinden iyi olan herkesi kendine rakip olarak görüyordu. Onsuz yapılan her işe çomak sokardı. Kendisiyle başlamayan çalışmalar ne kadar başarılı olsa da onun gözünde beş para etmezdi.  Her zaman kendisine çatacak birini bulurdu. Bulduğu zaman da tebessüm eden yüzünün altında ergenlikten beri sakladığı haşin ve gaddar düşünceleri hayata geçirirdi. Kohlberg'in "Ahlak Gelişim Kuramı"na göre zihindeki çatışmalar kendisinde fazlasıyla baş gösterirdi. Buna göre ikilemler yaşar, nasıl tepki vereceğini düşünür dururdu. Ceza ve itaat eğitiminde saplanıp kalırdı. Bunu aştığı vakit "Saf Çıkarcı Eğilim"de bulunup orada kalırdı. Kendi istek ve gereksinimleri her şeyden önce gelirdi. Nasıl olurdu da kendisine sormadan işler gelişir, kararlar alınır, hatta kuşlar bile uçardı? 
"Buranın yetkilisi benim, benim dediğim olacak, yalnışsam dahi kimse beni eleştiremez, benim kim olduğumu bile bilmiyorsunuz daha!" diye başlayan tehditvâri sözler, ergenlik yıllarında saplanıp kalınan yerde ellili yaşlarından sonra kendini göstermeye başlayan bir psikolojik rahatsızlığın göstergesi gibiydi. 
Bütün kötülükleri saklamak için elinden geleni yapardı. Yeri geldiğinde muhafazakar, yeri geldiğinde cumhuriyetçi, yeri geldiğinde demokrat, bazen de kendisine hakim olamayıp komünist de oluyordu. Camilerde ön safta, düğünlerde halay başıydı. İki kelimesinden biri "şükür" bazen de "inşallah"tı. Çünkü bu kelimeler ona bu dünyanın güzelliklerini kazandırmıştı. Derdi ve davasını bu dünyada bırakıp gideceğine emindi.  Bunun bilincinde olup burayı kendine cennet ve kendi dışındakilere cehennem yapma derdindeydi. Başarılı mı, kesinlikle başarılı. Doğru (!) bildiği yolda emin adımlarla ilerliyordu.

ozdemirabd02@gmail.com

YORUMLAR
Marka Flower Çiçekçi