https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/aa5b1bd57d0f81c1d0f0db812b75302e-c0cb7215a3d0747fc819.png
Celil Kocataş

10 Ocak'ta Hatırlananlar

10-01-2026 20:55 378 kez okundu.

 

Her yılın 10 Ocak günü, takvimlerde "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak yerini alır. Ancak bu gün, kimileri için sadece süslü kutlama mesajlarından ve samimiyetsiz plaket törenlerinden ibaretken; kimileri için ödenen bedellerin, çekilen çilelerin ve korunmaya çalışılan bir haysiyetin simgesidir.
Gazetecilik, sadece bir haber aktarma süreci değil, bir duruş meselesidir. Bugün kutlanması gereken asıl kitle, salonların parıltılı ışıkları altında ödül alan "yandaşlar" değil; kalemini bir güç odağının çarklarını yağlamak için kullanmayan, kalemini satılığa çıkarmayan onurlu kalem sahipleridir.
Gerçek gazetecilik, konforlu ofis koltuklarında değil; sahanın tozunda, yağmurunda ve çamurunda hayat bulur. Karnı açken toplumu doyuracak bilgiyi kovalayan, ailesini deprem sabahı enkaz başında bırakıp başkalarının çığlığını dünyaya duyurmak için koşan o fedakar ruhlar, mesleğin gerçek omurgasıdır. Onlar için meslek, bir geçim kapısından ziyade bir karakter sınavıdır.
Bugün gazetecilik yapmak, çoğu zaman ateşten gömlek giymektir. Görevini yaparken itilen, kakılan, susturulmaya çalışılan ve hatta özgürlüğünden mahrum bırakılan gazeteciler; toplumun aynası olmaya devam ettikleri sürece hedef alınırlar. En acısı ise sadece dışarıdan gelen baskılarla değil, kendi meslektaşları tarafından sırtından vurulan, "arkadaşı" dediği kişilerce satılan dürüst kalemlerin yaşadığı yalnızlıktır.
Mesleğin en yaralayan tarafı ise ahde vefasızlıktır. Aktif görevdeyken peşinden koşulan isimlerin, meslekten uzaklaştıkları anda selam dahi verilmez hale gelmesi, sektörün ne denli acımasız bir "kullan-at" kültürüne dönüştüğünün kanıtıdır.
Buna ek olarak; kendi yandaşlarına ödül dağıtmayı "cemiyetçilik" sanan yapılar ve her dönemin rengine bürünüp bukalemun gibi yaşayanlar, bu kutsal mesleğin üzerine çöken birer gölge gibidir. Onların sahte bayramları, dürüst gazetecilerin sessiz ama asil duruşunu gölgeleyemez.

10 Ocak, bir "bayram" değil, bir "saygı duruşu" olmalıdır. Kimlere mi?
Rüzgara göre değil, hakikate göre yön belirleyenlere,
Zor günde halkını bırakıp kaçmayanlara,
Kalemini ikbal kapısı değil, adalet kapısı yapanlara...
Kısacası; her türlü baskıya, yokluğa ve vefasızlığa rağmen "adam gibi" gazetecilik yapanların günü kutlu olsun. Onlar var oldukça, hakikat asla karanlıkta kalmayacaktır.

kocatascelil@gmail.com

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi