https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/aa5b1bd57d0f81c1d0f0db812b75302e-c0cb7215a3d0747fc819.png
Celil Kocataş

Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı

29-11-2025 23:38 489 kez okundu.

 

Son zamanlarda artan kalp krizleri, toplumda ciddi bir kafa karışıklığına ve endişeye neden oluyor. Özellikle genç yaşlarda yaşanan ani ölümler hepimizi derinden sarsıyor. Hangi genç insanın kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiğini duysak, tarifsiz bir üzüntü hissediyoruz. Malatya’da 12 yaşındaki bir kız çocuğunun okulda aniden kalp krizi geçirerek vefat etmesi beni de derinden etkiledi. Yakın çevremde arkadaşlarımın akrabalarından benzer haberler duymak ise üzüntümüzü katlıyor.

Yaşanan bu kalp krizlerinin sebeplerinin bir an önce kamuoyuyla açık ve net şekilde paylaşılması gerekiyor. “Aileden gelen yatkınlık”, “beslenme alışkanlıkları”, “günlük yaşam rutini” gibi klasik açıklamalar artık toplumda yeterince ikna edici bulunmuyor. Pandemi sonrası kalp krizi oranlarının, özellikle gençler arasında belirgin şekilde artması mutlaka bilimsel verilerle araştırılmalı ve vatandaş yanıltılmadan gerçek sebepler açıklanmalıdır.

Eğer bu artışın aşıyla bağlantısı varsa ki bu sadece bir ihtimaldir. Bunun da açıkça kamuoyuna duyurulması gerekir. Şeffaflık her alanda olduğu gibi sağlıkta da toplumun en doğal hakkıdır.

Bir başka anlam veremediğim konu ise Tabip Odalarının bu süreçte neredeyse tamamen sessiz kalmasıdır. Her fırsatta çeşitli konular hakkında açıklama yapan odalardan, genç yaşta artan kalp krizleri konusunda tek bir ses çıkmaması düşündürücüdür. Acaba bildikleri ama açıklamadıkları bir şey mi var? Aynı şekilde, her konuda açıklama yapmaktan geri durmayan baroların bu konuda Avrupa’daki örneklerde olduğu gibi açılmış tek bir dava bile gündeme getirmemesi de ayrı bir soru işaretidir.

Herkes kendi hayatını mutlu bir şekilde yaşarken, olan yine genç yaşta kaybedilen evlatlara ve onların acılı ailelerine oluyor. Toplum, Sağlık Bakanlığı’ndan, Tabip Odalarından, Barolardan, duyarlı toplum önderlerinden ve meslektaşlarımızdan net açıklamalar bekliyor.

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bilge Erdoğan’ın aktardığı son araştırmalar da durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, koronavirüs döneminden sonra 25 ila 44 yaş arasındaki bireylerde kalp krizi oranlarının yüzde 30 arttığını gösteriyor. Bu tablo karşısında artık kimsenin susma lüksü yok. Toplum gerçekleri bilmek ve geleceğine güvenle bakmak istiyor.

Avrupa’da ve pek çok gelişmiş ülkede, geçmiş yıllarda kalp krizinin ortalama yaşı 60-65 civarındaydı. Türkiye özelinde ise uzmanlara göre bu ortalama yaklaşık 50-55 yaş düzeyinde; yani Avrupa’ya kıyasla yaklaşık 10 yıl daha erken kalp krizi görülüyor.

20 yıl öncesine kadar kalp krizlerinin çoğunlukla 60 yaşın üzeri insanlarda yaşandığı, ancak günümüzde “45’in altı” yaşlara kadar inebildiği vurgulanıyor.  Ayrıca son yıllarda, kalp krizlerinin önceden yaşlanan nüfusta azalıyor görünse de 25-44 yaş aralığında kriz oranlarının koronavirüs döneminde yüzde 30 arttığı araştırmalarla bildiriliyor.

Son günlerde art arda gelen acı haberler hepimizin yüreğini burkuyor. Malatya’da 12 yaşındaki Sude’nin okulda geçirdiği kalp krizi, Trabzon Of’ta 13 yaşındaki bir öğrencinin sınıfta aniden rahatsızlanarak hayatını kaybetmesi insanları derinden üzdü. Ordu’nun Ünye ilçesinde 11 yaşındaki 6’ncı sınıf öğrencisi Suat Ermiş, sınıfta baygınlık geçirmesinin ardından kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Daha çocukluklarının en güzel çağında yitip giden bu canlar, toplum olarak bizlere derin bir sorgulamayı dayatıyor.

Okullar, çocukların nefes aldığı, geleceğe hazırlandığı güvenli alanlar olmalı. Ancak bu beklenmedik ölümler, sağlık taramalarından acil müdahale sistemlerine kadar birçok konuda yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. Bu ülkenin çocukları bizlere emanettir. Onları kaybettikçe sadece bir aile değil, bir toplum da eksiliyor.

kocatascelil@gmail.com

 

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi