https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/aa5b1bd57d0f81c1d0f0db812b75302e-c0cb7215a3d0747fc819.png
Celil Kocataş

Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı

03-11-2025 08:44 431 kez okundu.

 

Depremin üzerinden kaç yıl geçti, artık saymıyoruz... Zira her saydığımız gün, moralimiz biraz daha bozuluyor. Hala konteynerlerde yaşam mücadelesi veren yüz binlerce insan var. Yıkılmış şehirler, yıkılmayı bekleyen on binlerce konut, mahkemelerde biriken binlerce itiraz dilekçesi ve açılan davalar…

Ama yıkılan binalardan, çöken hayatlardan sorumlu olanlar ise yok denecek kadar az. Kaç belediye başkanı hakkında dava açıldı? Kaç fen işleri müdürü, kaç mimar, kaç mühendis, kaç müteahhit hesap verdi? Kimse bilmiyor. Çünkü neredeyse hiç yok. Bir avuç şikayet, birkaç devam eden dava ve geriye kalan büyük bir sessizlik...

Oysa binlerce insanın ölümüne neden olan ihmal zincirinin halkaları hala kırılmadı. Depreme dayanıklı sloganlarıyla boy boy ilanlar veren müteahhitler, yıkılan evlerin sahipleriyle göz göze gelemiyor artık. Peki belediyelere, bu binalara izin veren kurumlara kim hesap soruyor?

Sorulmadığı için tarih tekerrür ediyor. Gerçeklerle yüzleşmek istiyorsak, önce bulunduğumuz yerden çıkıp çevremize bakmamız yeterli. Yapılan yeni şehir planlamalarına bakınca, geçmişteki Sovyet rejiminin tek tip binalarını andıran görüntülerle karşılaşıyoruz. Aynı renkler, aynı biçimler, dar sokaklar, küçük balkonlar, birbirinin kopyası yapılar...

Estetikten uzak, ruhsuz bir beton yığını haline gelen şehirler... İnsanca yaşam alanları inşa etmek bu kadar mı zordu? Depremin ardından yeniden inşa edilen şehirler, daha modern, daha güvenli ve daha yaşanabilir olabilirdi. Ama görünen o ki, hız uğruna kalite yine geri plana itildi.

Bir başka sorun da “kentsel dönüşüm” karmaşası... Aslında bu meselenin kokusu daha yeni yeni çıkmaya başladı. Yarım kalan projeler, ortadan kaybolan müteahhitler, yıllardır teslim edilmeyen daireler... Bunların hepsi önümüzdeki dönemde büyük mağduriyetlere yol açacak.

Depremi unutarak, yaralar sarılmadan, sorumlular hesap vermeden atılan her adım; gelecekte yeni felaketlerin kapısını aralar. Biz saymaktan vazgeçtik belki ama acının, ihmallerin ve vurdumduymazlığın hesabını birileri mutlaka sayacak.

Deprem sonrası insanların psikolojisi hala tam anlamıyla düzelmiş değil; yaşanan travmalar, kayıplar ve belirsizlik duygusu birçok kişide derin izler bırakmaya devam ediyor. Depremin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen insanların ruh hali hala sarsılmış durumda; korku, kaygı ve belirsizlik pek çok kişinin hayatının bir parçası haline geldi.

kocatascelil@gmail.com

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi