https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/aa5b1bd57d0f81c1d0f0db812b75302e-c0cb7215a3d0747fc819.png
Celil Kocataş

"Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı

09-04-2026 15:42 474 kez okundu.

 

Son günlerde haberler bültenlerinde ve sokaklarda maalesef ortak bir acının izlerini sürüyoruz: Artan yaya kazaları. Ancak bu kazaların özetini kaçırdığımız, daha gerçekleri yanlış anladığımız hayati bir mesele var. Toplum olarak her şeyi kendimize göre yorumlamayı sevmediğimiz gibi, trafikte olmadığı da işe başladı gibi "esnetiyoruz."
"Yola İndim, Araç Duracak" Yanılgısı
Pek çok vatandaşımızda, "Yaya önceliği" temsil sanki dokunulmazlık zırhıymış gibi bir algıdan insan. "Yol benim, ben yola adım atıyorum ve bir araç zınk diye duracak" mantığıyla, kontrolsüzce yola atlamak ne yazık ki hak aramak değil, bile bile felakete yürümektir. Şunu net bir şekilde idrak sloganı: Böyle bir dünya yok.
Trafik, yalnızca paraların uymaması gereken bir yasakların silsilesi değildir; Yayanın da canının korumasının sorumluluğu vardır.
Kuralı Bilmeden Hak Aranmaz
Bir yaya olarak hak iddia edebilmeniz için önce kendi üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmeniz gerekir. İşte unuttuğumuz o temel kurallar:
Geçitler Boşuna Yapılmadı: Adı üzerinde; Yaya yolundan yürüyeceksin, yayı takipni kullanacaksın.
Alt ve Üst Geçit Medeniyettir: Yanı başınızda güvenli ve emniyetli bir alt geçit veya üst geçit dururken, bariyerlerin arasından sıyrılıp yırtılman içine dalmak tedbirsizliğin en yaşlıdır.
Önce Tedbir, Sonra Takdır
Kendi güvenliğinizi korumak için önce kuralları çok iyi oynayamazsınız. Kuralların uzunluğu durumunda, bu sahada harfiyen uygulayacak ve her zaman tedbirli olacaksınız. Unutmayın ki, iki tonluk bir metal yığınının fizik şartlarının yerinde kullanılması her zaman mümkün olmayabilir. Sizin haklı olmanız, bir kazanma acısını ortadan kaldırmaz.
Sonuç olarak; kimsenin canının yanmaması, ocakların sönmemesi için bir "hak mücadelesi" alanı olarak değil, "birlikte yaşama kültürü" olarak görmeliyiz. Kurallar sizi kısıtlamak için değil, yaşatmak içindir. Önce kurallara uyalım, sonra da yürüyelim.

kocatascelil@gmail.com

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi