https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/aa5b1bd57d0f81c1d0f0db812b75302e-c0cb7215a3d0747fc819.png
Celil Kocataş

Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan

17-02-2026 16:43 457 kez okundu.

 

Ramazan ayı geldi mi, bir anda herkesin diline aynı kelimeler dolanır: paylaşmak, yardımlaşmak, dayanışma, merhamet… Oysa insan ister istemez şunu soruyor: Bu duygular yılın geri kalan on bir ayında nereye gidiyor? Ramazan, hatırlamak için bir vesile olabilir ama vicdanın takvimi olmaz. İyilik, sadece bir aya sığdırılacak kadar dar, reklam panolarına sığacak kadar yüzeysel bir kavram değildir.
Malatya’da MAGİNDER tarafından “askıda ekmek” uygulaması başlatılmış. Kağıt üzerinde bakınca güzel bir manzara: Bu gelenek Anadolu’nun kadim paylaşma kültürünün bir yansımasıdır. Ancak mesele sadece askıya bırakılan ekmek sayısı değildir. Asıl mesele, bu uygulamaların niçin sadece Ramazan ayına sıkıştırıldığıdır. On bir ay boyunca fakirin kapısını çalmayanlar, Ramazan gelince bir anda hayır yarışına girer. Bu da insanın aklına şu soruyu getirir: Bu iyilik gerçekten ihtiyaç sahibi için mi, yoksa görünmek ve konuşulmak için mi yapılıyor?
Günaydın başkan… Son iki yıldır Malatya’da gezilmedik yer bırakmadın. Şehrin dört bir yanında program, ziyaret, organizasyon, etkinlik… Her köşe başında bir fotoğraf, her toplantıda bir konuşma. Bu gezilere, organizasyonlara, törenlere harcanan parayla kaç yetim giydirilirdi? Kaç fakirin sofrasına sıcak yemek konulurdu? Kaç öğrencinin okul masrafı karşılanırdı? Bunların hesabını yapmak zor değil; zor olan, gerçekten vicdanla hareket etmek.
Yapılan iyilik, reklam için yapılmaz. İyilik, sessizce yapılır. İhtiyaç sahibinin onurunu incitmeden, kimseyi teşhir etmeden yapılır. Çünkü hayır, gösteriş kaldırmaz. Kameralar önünde yapılan yardımların adı çoğu zaman iyilik değil, reklam olur. Oysa gerçek yardım; alanın kim olduğunun bilinmediği, verenin de görünmek istemediği yardımdır.
Bugün bakıyoruz; Ramazan yaklaşınca bir telaş başlıyor. Reklam kokan hayır hasenatlar, büyük iftar sofraları, gösterişli organizasyonlar… Ama o sofralara dikkatle bakınca, çoğu zaman gerçek ihtiyaç sahiplerini göremezsiniz. Aynı makam sahipleri, aynı çevreler, aynı davetliler… Denk makamlar birbirine izzet ikramda bulunur. Rahmetli dedemin deyimiyle, “Körler sağırlar, birbirini ağırlar.” Bu söz, bugün de geçerliliğini koruyor.
Ramazan sofraları, zenginlerin birbirine ikram ettiği masalar olmamalı. Ramazan; fakirin hatırlandığı, yalnızın kapısının çalındığı, yetimin başının okşandığı aydır. Ama ne yazık ki çoğu zaman bu ruh, gösterişin gölgesinde kalıyor. Fotoğraflar çekiliyor, sosyal medyada paylaşılıyor, gazetelerde boy boy haberler çıkıyor. Sonra ay bitiyor, ışıklar sönüyor, sofralar dağılıyor… Ve fakir yine yalnız kalıyor.
Asıl mesele, Ramazan’ı bir vitrin haline getirmemektir. Çünkü iyilik, vitrine konulacak bir süs eşyası değildir. O, insanın kalbinde taşıdığı bir sorumluluktur. Yılın sadece bir ayında değil; her gün, her saat hatırlanması gereken bir görevdir. Bir yetimin başını okşamak, bir yaşlının kapısını çalmak, bir öğrencinin defterini almak… Bunlar gösterişli organizasyonlar gerektirmez. Sadece samimiyet gerektirir.
Bugün toplumda en büyük eksikliklerden biri de bu samimiyettir. İyilik bile bir yarışa dönüşmüş durumda. Kim daha çok yardım paketi dağıttı, kim daha büyük iftar verdi, kim daha çok fotoğraf paylaştı… Oysa iyilik yarış değil, vicdan meselesidir. İyilik, sayılarla değil, kalplerle ölçülür.
Gerçek hayır, sessiz olandır. Fakiri utandırmadan, kimseyi mahcup etmeden yapılan yardımdır. Bir kapıya bırakılan erzak kolisi, bir öğrencinin cebine sessizce bırakılan harçlık, bir yaşlının faturasını gizlice ödemek… İşte bunlar gerçek iyiliktir. Ne fotoğrafı vardır, ne haberi ne de alkışı. Ama duası vardır. Ve o dua, en büyük ödüldür.
Ramazan, hatırlamak için değil; hatırlamayı alışkanlık haline getirmek içindir. Eğer Ramazan bize bir şey öğretecekse, bu; iyiliği sadece bir aya sıkıştırmamayı öğretmelidir. Çünkü vicdan, takvimle çalışmaz. Açlık, yoksulluk, yalnızlık sadece Ramazan’da yaşanmaz. On iki ay boyunca devam eder.
Bu yüzden gerçek Ramazan, sofranın büyüklüğünde değil; kalbin genişliğindedir. İyilik, kameraya değil, kalbe yapılır. Çünkü insanın yaptığı her hayır, eninde sonunda kendisine döner. Ve en kıymetli olan, kimsenin görmediği ama Allah’ın bildiği iyiliktir.
Bari Ramazan ayında resim çektirmeyi, koli üzerlerine resminizi koymayı, isminizi yazmayı bırakın.

kocatascelil@gmail.com
 

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi