https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/aa5b1bd57d0f81c1d0f0db812b75302e-c0cb7215a3d0747fc819.png
Celil Kocataş

Vatandaş Soruyor

28-10-2025 11:00 529 kez okundu.

 

Malatya’da yaşayan bir gazeteci olarak vatandaşların en çok serzenişte bulunduğu bir konuyu köşeme taşımayı düşündüm. Bir sorudur dönüp dolaşıp geliyor: “Başkan niye gelmedi?” Sokakta, kahvede, market kuyruğunda herkes aynı şeyi soruyor. Sorunun özü basit ama yanıtlar karışık; vatandaşın merakıyla yönetenin mesaisi arasındaki görünmez duvarı işaret ediyor.

“Gelmesin ya.” diyenler de var, “Gelmesin, otursun makamında, proje üretsin.” diyenler de. Haklılık payı her iki görüşte de var. Bir yandan işini masasında, bürokrasiyle yapan yöneticiler olmalı; diğer yandan halkın, gündelik hayatın nabzını tutan, sokakta yüz yüze konuşabilen bir temsilci de bekliyoruz.

Şehirde bir başkan düşünün: etrafında danışmanı, müdürü, şefi, halkla ilişkiler birimi var. Hepsi bir organizasyonun parçaları. Peki bu ekip ne iş yapıyor? Vatandaş soruyor: “Onlar ne görüyor, hangi raporu kime sunuyor, hangi adımı atıyor?” Eğer herkes görevini yapıyorsa; eğer raporlar hazırlanıyor, geri dönüşler yapılıyor, projeler sahaya iniyorsa; o zaman neden halk halen “Başkan niye gelmedi?” diye soruyor?

Gezen başkan mı, çalışan başkan mı? Bu ikisi aynı zamanda var olabilir. Gezip dert dinleyen, mahalleyle saatler geçiren başkan; ama aynı zamanda masasında projeler üreten, yöneten başkan da olmak zorunda. Sorun, bu iki yönün birbiriyle uyumlu olmaması. Saha gözlemi ile bürokratik işlerin birbirine bağlanmadığı bir yönetimde, halkta “görülmeme” hissi doğar.

“Yok diyorsanız, başkan gelsin. Gelsin o zaman.” diyen vatandaşın talebi basit: görünürlük ve hesap verilebilirlik. Sadece selam verip geçmek de değil; sorunları yerinde görmek, not almak, somut adımlar vaat etmek ve takip etmek istiyor insanlar. “Onlar geçecek, onlar görecek, raporu ilgili birime sunup başkana iletecek” denildiğinde vatandaş bunun nerede karşılığını bekleyeceğini bilmek istiyor.

Halkla ilişkiler birimi, danışmanlar, şefler var diye işler kendiliğinden yürümez. Bu yapıların işi, halkın sesiyle yönetimin planlarını birleştirmek: sahadaki şikâyeti alıp, çözüm önerisiyle birlikte somut bir takvime bağlamak ve netçe duyurmak. Yoksa “rapor sunduk” denilen noktada vatandaş hâlâ “Başkan niye gelmedi?” diye sorar.

Ve bir gerçek daha var: Boş vaatler, sadece ağızdan çıkan sözler, şehirde dolaşan ama işi bir türlü hayata geçiremeyen başkanlar gördük. Bu yüzden insanlar bazen “gelmesin” diyor. Çünkü gezip fotoğraf vermekten öte bir işe yaramayan bir görünürlük istemiyorlar. Gerçek katılım, gerçek çözümler istiyorlar.

O halde çözüm ne? İki basit beklenti:

Şeffaflık ve hesap verilebilirlik: Yapılan saha ziyaretlerinin, alınan notların, oluşturulan raporların ve atılan adımların halka duyurulması. Vatandaş, “ne yapıldıyı” görebilmeli.

Sade ve etkili iletişim: Halkla ilişkiler birimleri sadece bildiri yollayan değil; geri bildirim toplayan, takibini yapan, sonuçları paylaşan bir işlev üstlenmeli.

Sonuç olarak; ya gelmesin dediğimiz başkan, makamında oturup somut işler üretmeli; ya da gelmesi beklenen başkan çıksın, bizzat görsün, not alsın, geri bildirim versin. Her iki durumda da vatandaşın temel isteği aynı: söylenenin arkasında somut iş ve görünür sorumluluk olsun.

Vatandaş da hâlâ soruyor: “Başkan niye gelmedi?” Cevap basit olmalı “gelmedi” diye utanılacak bir şey yoksa gerekçesiyle beraber söylenmeli; gelmişse yapılanlar açıkça paylaşılmalı. Şehir, gizli ajandalarla değil, açık diyalogla yönetildiğinde bu soru kendi cevabını bulur. Oturun halinize şükredip beklemek de bir seçenek; ama hesap sorabilen, talep edebilen bir toplum olmayı seçersek, sorular cevapsız kalmaz.

kocatascelil@gmail.com

 

 

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi