ABD Müttefik mi? Düşman mı?

İbrahim Akkaş

29-04-2026 11:44

 

Ülkelerin birbiri ile olan ilişkileri çok yönlüdür. Bu anlamda Uluslararası ilişkilerde bir ülkenin “müttefik” ya da “düşman” olarak tanımlanması çoğu zaman basit bir ayrım değildir. Bunun temel nedeni, “Devletlerin ebedî dostları ya da düşmanları yoktur; ebedî çıkarları vardır.” Bu durum, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki ilişkiler söz konusu olduğunda daha da karmaşık bir hâl alır. Şu an ki ilişkilere bakındığında iki ülke açık şekilde müttefik olarak görünür. 

Türkiye ve ABD, NATO çatısı altında birlikte yer almakta ve bu askeri ittifak kapsamında ortak savunma anlayışını paylaşmaktadır. Soğuk Savaş döneminden itibaren iki ülke arasında güçlü bir stratejik ortaklık kurulmuş, özellikle güvenlik ve askeri alanlarda yakın iş birliği yapılmıştır. Bu bağlamda ABD, Türkiye için önemli bir müttefik olarak görülmüştür. ABD’nin “dost mu yoksa düşman mı” olduğu yönünde tartışmasına şöyle bir göz atalım; ilk olarak 1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD, 1975’te Türkiye’ye karşı 3 yıl süreyle silah ambargosu uygulamıştır. Ambargoyla birlikte Türkiye Ekonomisi artan bütçe açıkları, %30’lara yaklaşan enflasyon ve döviz darboğazı gibi ciddi anlamda ekonomi problemlerle karşı karşıya kalmıştır. Bununla birlikte savunma harcamalarının artması ve dışa bağımlılık nedeniyle büyüme oranı %3 seviyelerine ekonomi gerilemiştir. Tüm bunlar müttefik dediğimiz ABD tarafından yapılmıştır.

ABD ve Irak savaşı ile birlikte komşumuz olan Irak ile transit kara taşımacılığı ve ihracat faaliyetlerinin büyük ölçüde sona ermesi nedeniyle, Türkiye’nin doğusunda geçimini sınır ticareti ve tankerle petrol nakliyatını bağlayan bölge insanın önemli bir bölümü kepenk kapatmak zorunda kalmıştır. Irak, savaş öncesi Türkiye’nin ikinci büyük ticari partneri olmasının yanı sıra Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan kapısı durumundaydı. Aynı şekilde Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı’nın kapatılması hem petrol ithalatın güçleştirmiştir hem de petrol boru hattı gelirlerini ortadan kaldırmıştır. Savaş sonunda Irak’a ekonomik ambargo nedeniyle Türkiye’nin bu geliri düşük düzeylerde kalmıştır. Ambargoyla birlikte kötüleşen Irak ekonomisi inşaat ve taahhüt faaliyetlerini yürüten Türk müteahhitlerinin pazar kaybına neden olmuştur.

2003 yılında ABD Saddam Hüseyin’i devirmek için 20 Mart 2003'te ABD liderliğindeki koalisyon güçleri, kitle imha silahlarını yok etme gerekçesiyle “Irak’a Özgürlük Operasyonu’nu” başlatarak Irak’ı işgal etti.  2. Körfez savaşı olarak adlandırılan ABD-Irak Savaşının Türkiye ekonomisine etkilerine gelince; Irak’a müdahalenin sonrasında; ekonomide iktisadi aktörlerin savaş nedeniyle gösterdiği tepki, mali piyasaları ve dolayısıyla ekonomik dengeleri olumsuz yönde etkilemiştir.

ABD 1950 yıllarından itibaren sürekli olarak Ortadoğu üzerinden savaş ve yıkıcı etkilerin yanı sıra bölgeye yönelik plan ve politikaları eksik olmamıştır. Bu örneklerden bir tanesi de Arap baharıdır.  Türkiye, Arap Bahar’ının etkilediği ülkelerle uzun yıllara dayanan ticari ve siyasi ilişkileri içinde bulunmuş olup, Arap Baharı birlikte, bu ilişkileri de olumsuz yönde etki bırakmıştır. Arap Bahar’ının yaşandığı ülkelerde iç savaşın oluşturduğu ortamdan dolayı iş yapan özellikle de inşaat ve ulaşım sektöründeki Türk yatırımcılarının yatırımlarının durdurmasına neden olmuştur. Bu durum da Türkiye’nin ticari ilişkilerden elde ettiği gelirlerin azalmasına sebep olmuştur. Arap Baharı’nın Türkiye üzerinden en önemli etkisi Suriye olmuştur. Arap Baharı öncesi Suriye ile hem iktisadi ve hem de siyasi olarak ilişkiler en iyi seviyedeydi. Arap Baharı olarak adlandırılan Ortadoğu’da BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) hazırlayan bu proje ile birlikte Türkiye ile Suriye arasında dış ticaret oranları da düşerek Türkiye bu süreçte ekonomik olarak olumsuz etkilenmiştir. Arap Baharını yaşayan Suriye’nin Türkiye’ye etkisi bunlarla kalmamış Türkiye devleti, Arap Baharının başlamasıyla Suriyeli mültecilerinde Türkiye’ye gelen Suriye vatandaşları için istihdam olanağı sağlama, ülkeye uyum sağlama süreci, sağlık hizmetleri, konaklama gibi giderler ülke bütçesin olumsuz anlamda etkilemiştir.

Yine ABD-İran savaşı, bölgede jeopolitik risklerin artması, enerji maliyetlerinde yükseliş, döviz kuru ve altın fiyatlarında artış (güvenli liman arayışı) yoluyla Türkiye ekonomisini olumsuz etkilemektedir.

ABD savaş planlarını yaparken, genellikle askeri müdahaleleri meşrulaştırmak, kamuoyu desteği sağlamak amacıyla kullanılan asılsız iddialar veya yalandan uydurulmuş istihbarat raporlarıdır. Tarihsel olarak, Tonkin Körfezi olayı, Irak'taki kitle imha silahları ve İran'ın nükleer faaliyetleri gibi konularda ulusal ve uluslararası medyanın da desteğiyle yanıltıcı haberler üretilmiştir.

Sonuç olarak ABD, Ortadoğu da İsrail’in BOP taşeronluğunu yapmaktadır. Bundan dolayı Ortadoğu’da İsrail hariç hiçbir ülkeye faydası olmayacaktır. Hatta hiçbir ülke güvende olmayacaktır. Son 50 yıldır Ortadoğu ve komşularımız: İran, Irak, Suriye ve diğer ülkeler üzerinde sürekli kargaşa, savaş ve fitne ateşi yakmaktadır. Tüm bunlar olurken de ekonomimiz doğrudan etkilenmekte aynı şekilde komşu ülkelerle de karşı karşıya kalmaktayız. Müttefik dediğimiz ülke binlerce kilometre uzakta; fakat fitne ateşini yanı başımızda yakmaktadır. Şu anlık ABD kelimelerle ifade edersek “müttefik” diyebiliriz, siyasi çıkarlar, ekonomik çıkarlar, Daha doğru bir ifadeyle, Türkiye ile ABD arasındaki ilişki “çıkar temelli bir ilişkidir” diyebiliriz. Fakat hiçbir zaman ABD Türkiye’nin dost müttefiki olmamıştır, olmayacaktır. Türkiye’nin etrafını sarmak istemesi: Irak, Suriye, İran ve belki bir sonraki saldırı müttefik olarak adlandırdığı Türkiye olabilir. Yani bir zamanlar müttefik dediğiniz ülke, bu sefer sizi yok etmek için planlar yapar.

ibrahimakkas_02@hotmail.com

DİĞER YAZILARI Kuralsız Bir Dünyaya Doğru 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da İstihbarat Oyunları ve Türkiye 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Güç Dengesi Çin’e Kayarken 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da İsrail İran Savaşı 01-01-1970 03:00 Adıyaman İli Ekonomisinin Sorunları Ve Çözüm Önerileri 01-01-1970 03:00 Beşeri Sermaye ve AR-GE’nin Ekonomiye Katkısı 01-01-1970 03:00 Transatlantik Birliğinin Yıkılışı 01-01-1970 03:00 İslam Felsefesinde Fakirlik 01-01-1970 03:00 Kürt Sorununa Tarihsel Bakış 01-01-1970 03:00 Ülkemizin Döviz Tasarrufu Problemi 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret ve Enflasyon 01-01-1970 03:00 Satranç Oyunu ve Ortadoğu 01-01-1970 03:00 Donald Trump Geliyor: Emniyet Kemerleri Bağlansın 01-01-1970 03:00 Yapay Zeka Çağı ve Türkiye 01-01-1970 03:00 II. Çözüm Süreci Mi? 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Deliğe Yamalı Vergi: Kredi Kartı Vergisi 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Brics’e Üye Başvurusu Doğru Mudur? 01-01-1970 03:00 Hukuk ve Demokrasi 01-01-1970 03:00 Kemal Sunal Klasikleri ve Günümüz Türkiye’si 01-01-1970 03:00