İslam Tarihi ile ilgili bir konuda arama motorundan araştırma yapıyoruz. Karşımıza çıkan wikipedia'dan konuyu okuyoruz. Biraz ilginç ifadelerle karşılaşınca onun kaynaklarını araştırma zahmetine giriyoruz. Bakıyoruz ki konunun içeriğiyle ilgili alınan kaynakların çoğu Yahudi ve Hristiyan araştırmacıların, kurumların eserlerine dayanıyor. Şaşırmak değil dehşete düşmemiz gereken bir durumdayız.
Burada iki önemli baış açısı var. Birisi kabul edilebilir olanıdır. Evvela Yahudi ve Hristiyan uzmanlar çalışmış, yazmış biz de istifade ediyoruz, denilebilir. Hatta "ilim Çin'de bile olsa almamız gerekir". Kimin söylediğine değil ne söylediğine bakmalıyız. Olabilir, kabul edilebilir bir yaklaşım. Burası tamamen iyi niyetli ve yüzeysel bir okumaya dayanıyor. Ancak;
Saniyen, Haçlı seferleri ile başlayan, I. Dünya Savaşı, Afganistan, Irak ve diğer İslam Şehirlerinin işgalinde yaşanan Kütüphanelerin yakılması, Alimlerin yok edilmesi, İlmin Doğudan Batıya cebren ve hileyle taşınması bilginin güvenirliğine halel getirmektedir. Çünkü bilginin yorumlanması, onu yorumlayanın niyetinden bağımsız değildir.
Bu nedenle İslam Tarihini gayri müslimlerden okumak hele de İslam Dünyasına savaş açmış, fiilen savaşın devam ettiği kurumların elinden okumak, zamanla dinine ve tarihine yabancılaşmayı, akabinde de düşman olmayı getirmektedir. Dinimizi, dilimizi, tarihimizi kimden aldığımıza dikkat etmeliyiz. Arabayı yapanın dini, imanı önemli olabilir. Ama Din ve Tarih dersi verenin dini çok daha önemlidir. Dinini kimden öğrendiğini bilmek, en az dinini bilmek kadar önemlidir. Selam, saygı ve dualarımla...
saitali_02@hotmail.com